top of page

Death's Gambit: Afterlife

  • Yazarın fotoğrafı: Resul
    Resul
  • 24 Ara 2025
  • 4 dakikada okunur

7/10


Death's Gambit Afterlife, White Rabbit tarafından geliştirilen ve 2018 yılında piyasaya sürülen, Metroidvania ve Souls-Like öğelerini taşıyan iki boyutlu bir oyun. Oyunun başlarında beni elinde tutabilse de oyunun sonlarına sürekli aynı şeyi yapıyormuşum hissi vermesinden dolayı da silmeme neden olan bir oyundu (2 kere bitirdim ve 3. başlayışımda bu kararı aldım.) Şimdi de oyunun detaylarına inelim ve bakalım nasıl bir oyunmuş.


Hikaye


Hikayemizde Ölüm tarafından tekrardan diriltilen Sorun adlı bir askeri oynuyoruz. Ölüm, dünyada olan ölümsüzlük meselesinden çok rahatsız. Dünyada yaşayanları ölümsüz yapan bir güç kaynağı var ve bu da Ölüm için çok can sıkıcı hale geliyor. Ölüm'de, fani olan dünyaya kendisi doğrudan müdahale edemediği için işleri halletmemiz için Sorun'u diriltip ona kendisine çalışıp işleri çözmemiz için kanla bir anlaşma imzalatıyor ve hikayeye böyle giriş yapıyoruz. Sorun ve Ölüm bir anlaşma imzalıyorlar ve anlaşma bize ölümsüzlük gibi çeşitli güçler sunuyor. Bu güçlerle birlikte de dünyadaki bu ölümsüzlük sorununu çözmeye çalışıyoruz.


Oyun-Oynanış


Oyun 2 boyutlu, Souls-like bir oyun olduğundan içerisinde Souls-like oyunlardaki mekanikleri de doğal olarak barındırıyor. Böyle olunca da oyuncudan ister istemez refleks, sabır ve öğrenme isteği bekleyebiliyor. Oyunun kendine has, zor olabilecek bossları da olduğundan bazen çileden çıkarabiliyor ama Souls-like bir oyun oynadığınızdan bu zorluğu göze almış olmalısınız.



Dövüş sistemi ağırlıklı olarak dayanıklılık(stamina) üzerine kurulu olduğundan, saldırılardan kaçınmalarınızı ve bloklarınızı buna göre ayarlamalısınız. Bu da zaten çoğu Souls-like oyununda olan bir mevzu.


Oyunda birden fazla silah sınıfı bulunuyor. Ağır silahlar yüksek hasarlar verebilirken saldırı hızı anlamında geri kalıyorlar. Hafif silahların da hasarları azken saldırıları daha hızlı oluyor. Bu denge de oyuncunun kendi tarzını bulması ve oluşturmasına olanak sağlıyor. Oyunun ilk sahnelerinde zaten oyuncuya oynamak isteyeceği silahları ve sınıfları gösterip bir tane silah seçmesini istiyor.


Evet, oyunda birden fazla silah sınıfı var ama silah çeşitliliği konusunda pek bol olduğunu söyleyemem açıkçası. Sadece silah çeşitliliği değil, zırh görevi gören eşyalar ve benzeri çeşitli eşyalarda da güzel bir çeşitlilik göremedim. Silah çeşitliliğinin az olması, oyunun ilk ve orta kısımlarına kadar pek dikkat çekmese bile hatta belki oyunun sonuna kadar bile fark edilmese muhtemelen 2. ve 3. bitirişinizde gözünüze fazlasıyla batacaktır çünkü bende de öyle oldu.


Maalesef silah çeşitliliği açısından geri kalmış bir oyun. Bunu bir nebze silah sınıflarıyla telafi edebilen bir oyun ki zaten bu yüzden bu olay çok fazla göze batmıyor. Bence her silah sınıfına özel 6–7 tane silah olması, oyundaki silah çeşitliliğinin az olması mevzusunun üstünü biraz kapatıyor. Tabii baktığın zaman, böyle bir oyundan her sınıf için 30–40 tane silah beklemek mantıklı olmaz, ancak seçtiğin sınıf için oynayacağın silahların, senin oynayış tarzına uyumu açısından bakıldığında biraz yetersiz kalıyor.


Şahsen ben 2. ve 3. başlayışlarımda, envanter sıfırlanmamasına rağmen silahlarımı değiştirmedim. Aslında değiştiremedim çünkü oynayabileceğim düzgün bir silah yoktu. Elbette bu durumda başka silah sınıflarını deneyebilirdim ama bunu pek istemedim. Çünkü 2. ve 3. başlayışlarımda biraz daha hikâyeye ve oyunun farklı sonlarına odaklandım.


Savaş mevzusuna da değinmişken, platform öğelerinden bahsetmesek olmaz. Platform öğeleri de oynanışın önemli bir parçası. Zıplama, tırmanma ve tuzaklarla dolu alanlar, sadece keşif yaparken değil, dövüş sırasında da ekstra dikkatli olmayı gerektiriyor. Bazen bir yerde gezerken yaptığınız en ufak bir hata, canınız azsa sonunuz olabiliyor.


Ölüm mekaniği de klasik Souls tarzında işlenmiş: Öldüğünüzde geri doğuyorsunuz, düşmanlar tekrardan canlanıyor ve ilerlemek için aynı alanları daha dikkatli bir şekilde geçmeniz gerekiyor. Bu durum, tabii ki her Souls oyununda olduğu gibi can sıkabiliyor ama bir yerden sonra da alışıyorsunuz. Ayrıca öldüğünüzde Ölüm’ün sizinle dalga geçmesi ve belli başlı şeyler söylemesi, ölme durumunuzu bazen daha can sıkıcı, bazen de daha eğlenceli hâle getirebiliyor. Bazı repliklerde gerçekten söylediği şeylere gülüyordum.


Yetenek ağacı meselesinden de bahsetmek istiyorum ama yetenek ağacı zaten neredeyse her oyunda gördüğümüz türden. Bu oyunda da çeşitli ve bol bir yetenek ağacı var. Kendi oynayışınıza göre istediğiniz yeteneği açıp güçlendirebiliyorsunuz.


Oyunda Türkçe dil desteğinin olduğunu da söylemeliyim. Güzel bir çeviriye sahip ve bazı yerlerde, oyunun temasını bozmadan yerelleştirme yapılmış. Oyundaki diyaloglar yarı ciddi bir çizgide ilerlerken, bazen mizahi öğeler de sohbetlerin içine dâhil olabiliyor. Tabii bunu her diyaloğa ve her yere eklememişler; ekledikleri yerler de oyunun kendi temasına uyumlu olduğu için bu durum göze batmıyor.


Sanırım burada Son Feci Bisiklet'e bir gönderme var.
Sanırım burada Son Feci Bisiklet'e bir gönderme var.

Gelelim bosslara. Her boss zor değil ama bazı bosslar insanı dinden imandan edebiliyor. Özellikle bossları yendikten sonra açılan ve opsiyonel olarak savaşabildiğimiz, bossların ikinci ve daha zor versiyonları var ya… Lakin bossların ikinci versiyonları kesmek zorunda değiliz sanırım. Umarım böyle bir zorunluluk yoktur, çünkü ben yapmadım, daha doğrusu yapamadım.



Bence Sekiro’nun bossları bile bu oyundaki bazı bossların ikinci versiyonlarından daha kolaydır. İlla ki kesenler olmuştur ama ben bazılarında inanılmaz zorlandım, hatta yukarıda da dediğim gibi bazılarını yapamadım bile. Özellikle oyunun iki boyutlu yapısı ve sağdan soldan gelen bir sürü saldırı, durumu zaman zaman takip edilemez hâle getirebiliyor.


Bunlar dışında oyunun bosslarının öyle aman aman zor olduğunu söyleyemem ama kendine has bir zorluğu da var tabii. İlk oynayışlarınızda ve bosslarla ilk karşılaşmalarınızda zorlanabilirsiniz ancak zamanla, alışa alışa kesebileceğiniz bosslar olduğunu düşünüyorum.


Sonuç


Kendine has hikayesi ve atmosferi ile insanı içine çeken Death's Gambit: Afterlife, bu türü sevenler için bence şans verilecek bir oyun. Kendine has zorluğu ve karışıklığı ile de oyuncuyu zorlayan güzel bir 2D Souls-like oyun olmuş. Bazı pürüzleri olsa bile, ilk oynayışınızda eminim gözünüze batmayacaktır.


Oyunun diğer sonlarına erişmek için tekrar oynamak istediğinizde bazı pürüzler gözünüze batabilir ama bence bunlar oyunu kötü yapan şeyler değil. Bir de belki benim beceriksizliğimdir veya dalgınlığıma falan gelmiştir ancak oyunla ilgili çok fazla kaynak bulamadım. Bazı yerlerde takılıp kaldığımda ve internetten bakmak istediğimde yeterli kaynak yoktu. Bulduğum kaynaklar da oyunun ilk sürümlerine ait olduğu için şu anki oyundan farklıydı. İnternetteki kaynaklar açısından sanırım biraz eksik ama benim beceriksizliğim de olabilir.


Uzun lafın kısası, önerdiğim bir oyun, oynayabilirsiniz. Yukarıda da dediğim gibi, türü seven bir insansanız bir şans verip bakmanızı tavsiye ederim. İyi günler dilerim.









 
 
 

Yorumlar


bottom of page